Kayıtlar

Kişisel etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yaşamaya Çalışıyorum

Resim
  Son yazıyı yazalı epey bir zaman olmuş. İşten güçten kafamı kaldıramadım bir türlü. Yaz sezonu olduğu için ve hiç bir iş yerinde de eleman tam olmadığı için, bir birimizi idare etmek zorunda kaldık. Nefret ediyorum insanların emeğini sömüren, bu tip iş yerlerinden veya dinazorlaşmış kurumlardan. Ne demek eleman eksik, ne demek bir birimizi idare edelim. Ben buraya senin işlerin yürüsün, seni idare edeyim diye mi geliyorum. Bu nasıl bir yüzsüzlük, nasıl bir pişkinlik, nasıl bir utanmazlık. Geçimimi sağlamak için, isteyerek gelmediğim dünyada, sırf hayatımı devam ettirebilmek için geliyorum o iş yerine. Hoş senin verdiğin 3 kuruşla devam da etmiyor ya o hayat, işte birde seni idare edeyim. Aman sen çok kazan, işlerin bozulmasın. Yaşamaya yüzüm yok zaten de, bu memlekette hiç yaşayasım gelmiyor arkadaş. Nerede toplama, süprüntü, elek altı insan varsa, bu coğrafya ya toplanmış. Mikrop yuvası resmen.   Hoş hali hazırda çalışmayı seven bir insan değilim ama böyle emeğim gasp ...

Yaşamaya Çalışıyorum

Resim
  Son yazıyı yazalı epey bir zaman olmuş. İşten güçten kafamı kaldıramadım bir türlü. Yaz sezonu olduğu için ve hiç bir iş yerinde de eleman tam olmadığı için, bir birimizi idare etmek zorunda kaldık. Nefret ediyorum insanların emeğini sömüren, bu tip iş yerlerinden veya dinazorlaşmış kurumlardan. Ne demek eleman eksik, ne demek bir birimizi idare edelim. Ben buraya senin işlerin yürüsün, seni idare edeyim diye mi geliyorum. Bu nasıl bir yüzsüzlük, nasıl bir pişkinlik, nasıl bir utanmazlık. Geçimimi sağlamak için, isteyerek gelmediğim dünyada, sırf hayatımı devam ettirebilmek için geliyorum o iş yerine. Hoş senin verdiğin 3 kuruşla devam da etmiyor ya o hayat, işte birde seni idare edeyim. Aman sen çok kazan, işlerin bozulmasın. Yaşamaya yüzüm yok zaten de, bu memlekette hiç yaşayasım gelmiyor arkadaş. Nerede toplama, süprüntü, elek altı insan varsa, bu coğrafya ya toplanmış. Mikrop yuvası resmen.   Hoş hali hazırda çalışmayı seven bir insan değilim ama böyle emeğim gasp ...

Ederin Menfaatim Kadar

Resim
 Aşağı yukarı son bir aydır çok yoğunum. Yurt dışından gelecek dediğim miasfirim geldi. Onu ağırladım. Baya baya tüm vaktimi, ona harcadım. Getirilecek, götürelecek yerler oldu. Gezme tozma derken tüm günüm onunla ilgilenerek geçti. Uğurladıktan sonrada iş başı yaptım. Bi koşuşturmacadır gidiyor. Son bir ayda, hayatla alakalı baya tecrübe edindim. İnsanları daha bi yakından tanıma fırsatı buldum. Kimde ne kadarım, kim bende ne kadar baya anladım ve gördüm. Dünyanın menfaat üzerine kurulu olduğu gerçeğini kabullendim artık. Evrensel doğrular ve kişinin kendi doğruları olduğunu anladım. Yeri geldiğinde, hatta neredeyse her zaman, insanların kendi doğrularını, evrensel doğrular gibi karşısındakine kabul ettirmeye çalıştığını gördüm. Eğri insana, doğru laf söylemenin, beyhude bir çaba olduğunu anladım. Bu hayatta mutlu olmak istiyorsan, insanları takmamak gerektiğini ve değiştirip düzeltmeye çabalamamak gerektiğini tecrübe ettim.

Dinsizin Hakkından İmansız Gelir

Resim
Etme bulma düyasımı dersiniz, dinsizin hakkından imansız gelir mi dersiniz, artık ne derseniz. İnsanlar kendinden kötüsüne çatmayınca, bilemiyor. Sessiz, sakin, efendi olmak her zaman işe yaramıyor. Efendi insan, çoğu zaman keriz yurduna konuluyor. İlla sesin yüksek çıkması, dik başlı olmak gerekiyor demek ki. Gerçi burda, menfaatte çok önemli. Yaşadığım bölge, genelde Avrupa'ya göç veren bir yer. Hemen her ailenin, bir ferdi yurt dışında. Hal böyle olunca, zengin bir memleket oluyor ve insanlar para konusunda, pekte sıkıntı çekmiyor ama hasetlik ve fesatlık hiç eksilmiyor. Tüm çocuklarını yurt dışına göndermiş, kocası ölmüş, bir sürü dul kadın var. Bu kocakarılar, yarış yapa yapa tüm çocuklarını göndermişler. Yaşlandıklarındaysa bir başlarına, koca koca

Hayatımdaki Olumlu Gelişmeler

Resim
 Yeni bilgisayarla, ilk yazım bu. Son bir haftadır, bilgisayarı inceliyor, kurcalıyorum. Bu zamana kadar, bilgisayar kullandığımı zannediyormuşum ama büyük bir yanılgının içindeymişim. Açılış kapanışı, kullnım hızı, ekran kalitesi, içindeki parçaların performansı, her anlamda bambaşka bi deneyim. İlk alırken, bi yanım bu kadar para verilir mi diyordu ama hakkını veriyor. Son bir haftadır, sürekli oyun download ediyorum. Oyunlara baktıkça, hayret ediyorum. Ben ne kadar uzak kalmış, ne kadar yabancılaşmışım. Neler çıkmış piyasaya.Ne grafikler varmış bu oyunlarda. Kendimi, mağaradan çıkmış gibi hissediyorum. Halbuki benim tek hobim buydu, ben nasıl yabancı kaldım bu zamana kadar. Şimdilerde elimden düşürmüyorum bilgisayarı. Gerçekten keyif aldığım tek hobim bilgisayar. Şeytan dürtüyor bi yandan da. Bi youtube kanalı aç, oyun yayınları yap, hem vakit geçer, hemde bilgisayarın parası çıkar ufak tefek diye ama uyarmıyım, uymazmıyım şeytana bilmiyorum. Yinede belirli aralıklarla teknoloji...

Kedi'nin Son Bir Haftası

Resim
 Neredeyse bir haftadır hiç yazı giremedim bloğuma. Günlük yazıp gereksiz konularla bloğu çöplüğe çevirmek istemiyorum. Sırf yazmak için yazmak istemiyorum. Bloğu çöplüğe çevirmektense, önemli konuları aktarıp, geriye döndüğümde benim için güzel bir arşiv olsun istiyorum. Bunun için mutlaka haftada bir veya iki yazı yazacağım. Konuların ve gündemimin yoğunluğuna göre, belki günlük de yazabilirim. Haftada iki veya üç yazı ideal şuan ki rutin yaşantım için. Sürekli evde olduğum için, hayatımda çok bir şey olmuyor. Günler birbirinin aynısı.

İhtiyaçlar ve Lüksler

Resim
Yine kendi hayatımı düzeltme yolunda düşünüyorum. Bilgisayara heveslememle, kendimi ikna çabalarım başladı. İçimde muazzam bir savaş var. Tamamen, ikiye bölünmüş durumdayım. Bir tarafım, almam için sebepler, bahaneler üretiyor, diğer tarafım almamam için geçerli sebepler, deliller sunuyor. Yine kendi kendimle vakit geçirdiğim bi dönemdeyim yani. Ben bu iç çatışmamın arasında, hayatımla alakalı bi yeri yakaladım. Şimdilerde o konuyu düşünüyorum, iç çatışmam devam ederken. İhtiyaçlar ve lüksler arasında gidip gelen hayatımızda, benim ve diğer insanların tercihleri çekti dikkatimi. Dünya'da her ne olursa olsun, insanlar bi şekilde hayatına devam ediyor. Özellikle ülkemizde, insanlar ne kadar maddi zorluk çekerse çeksinler, hiç bir şeyden eksik kalmıyorlar. Gerekirse borçlanıyor, krediler çekiyorlar ama yine lüks veya ihtiyaç demeden alacakları her şeyi alıyorlar. 

Hayatımı Kökünden Değiştirme Kararı

Resim
Uzun zamandır aklımda, buralardan gitmek, yaşadığım yeri değiştirmek var. Öyle bunaldım, sıkıldım gibi bi şey değil bu. Ciddi ciddi üzerinde düşünüp, hayal kurduğum bir hedef. Belkide ileriye dönük, en büyük hedefim diyebilirim. Uzun zamandır yaşadığım hayatı sorguluyorum. Yaşantımdaki, eksiklikleri gözlemliyorum. Bilinç altımda, derinlerde bi yerde, sürekli kendimi, diğer insanların, başka ülkelerin yaşantısıyla kıyasladığımı fark ettim. Aklımda, Avrupa'ya yerleşmek var. Hatta, güzel bir İskandinav ülkesinde yaşamak var. Dünyanın başka bir ucunda, yeni bir hayat, yeni bir başlangıç fikri. Oldukça zor ve cesaret isteyen bir karar. Tüm cesaretimi toplayıp bu kararı aldım.

Hayırlı Bir İşimiz Olabilir

Resim
Geçenlerde kız kardeşim evlenmek istediğini söyledi bana. Aramızda beş yaş fark var ama benim gözümde hala 5 yaşında kendisi. Okulu bitmedi henüz. Bir yıl sonra nişanlanıp, son sınıfta da evlenmek istediğini söyledi. Okulunun bitmesine iki yıl var. Konuyu ilk bana açması, beni sevindirdi. Aynı zamanda da çok hüzünlendim. Ben onu daha, küçücük bir kız çocuğu olarak gördüğüm için, hiç düşünmedim onun evlenmesini, yuva kurmasını. Bana ne kadar uzak geliyordu. Sanki hep bekar kalacakmış gibi geliyordu. Oysa yuvadan uçmayı, hayal ediyor. 

Yazan İnsan Psikolojisi

Resim
Salâh BİRSEL Bugün takip ettiğim bloğları dolaşırken, evrengünlüğü n'de, güzel bir yazıya denk geldim. Günlük tutma ve blog yazmayla alakalı bir yazıydı. Salâh BİRSEL'in tuttuğu günlüklerden bahsediyordu. Yazarın, yazdığı dönemde, benimle aynı duyguları yaşamış olduğunu farkettim. Yazdığı yazıların önemsiz, değersiz olduğu hissine kapıldığını ve bunları kim neden okusun ki dediğini gördüm. Herhalde, sadece bana da olmuyor, yazan hemen herkese oluyor bu duygu. Yazının devamında, yazarın yanıldığını gösteren en önemli etken, hâlâ birilerinin okumaya devam ettiği.  Aslına bakacak olursak, benim yazdığım gündelik yazıları veya düşünceleri kim ne yapsın diyorum zaman zaman. Hatta sırf bu his yüzünden, uzun bir dönem yazmayı bırakmışlığımda var. Tekrar dönmemin sebebi de kimse okumasada, bu yazıların bana, ilerde rehber olacağı düşüncesi. Tecrübeleri aktarmak bir bakıma yada kafamın içinde dolaşıp duran düşünceleri, buraya bağlayıp kurtulmak. Belki benim yazılarım, Salâh BİRSEL'i...

Hayat Mutsuz Olmak İçin Çok Kısa

Resim
Bu diyalog nerdeyse hayat felsefem haline geldi diyebilirim. Dönüp bakıyorumda kendime, ne çok şeyi kafaya takmışım ben. Kendimi mutsuz etmek için, çırpınmışım adeta. Oysa hayat üzülmek için, ne kadar da kısa. Totalde yaşayacağımız zaten, en baba 50-60 sene. Sadece 1 kere geliyoruz bu dünyaya. Saçma sapan insanları, gereksiz konuları, insanların bi tarafından uydurduğu kuralları ne çok önemsemişim. Diğer insanların, hayatım ve hakkımda düşüncelerini, sözlerini ne çok önemsemişim. Hatta, hakkımda karar vermelerine bile göz yummuş, kabullenmişim. Oysa bu hayat benim. Doğrularıyla, yanlışlarıyla benim hayatım. Kendi yanlışlarımı yapma özgürlüğüm olmalı. Kimene benim özelimden, benim yaşantımdan dememişim hiç.

Gta V İçimde Ukte Kaldı

Resim
Oldum olası, gta serisinin yeri bende ayrı. Bu seriye Gta 3 le başladım. Gta 3 oynadığım dönemlerde, bu oyuna en yakın "middown madness" vardı. Aradaki farkı anlatmama gerek bile yok. Sonrasında vice city, san andreas derken, seri aldı başını gitti.   Vice city çıktığında, İntel Celoron 600 işlemcili, ilk bilgisayarımı almıştım. Vice city'i dondura dondura oynuyordum. Ufak tefek parça yükseltmeleriyle, oynanır bi hale getirmiştim. Sonrasında San Andreas çıktı ki, aklımız başımızdan gitti. Kocaman bi harita, şişmanlayıp zayıflayan, yüzebilen bir karakter. Hemen her şeyi yapabildiğin, bi açık dünya oyunu. Tabi benim bilgisayar, yine kaldırmıyor. Hemen bi bilgisayar toplama girişimi ve san andreas dünyasındayım. 

Hobi Odam Olsa (Hayaller)

Resim
 Şu sıralar pek mümkün olamasada, kendime özel bi hobi odam olsun istiyorum. Haylini kurduğum o bilgisayar, güzel bi ses sistemi, direksiyon seti, güzel bi oyuncu koltuğu ve sıralı dizilmiş monitörlerin olduğu, benden başkasının girmeyeceği bi hobi odası yada biz ona kaçış noktası diyelim.  Sıkılınca, sinirlenice veya işten gelince bi kaç saat yalnız kalıp, günün yorgunluğunu atacağım bi oda olsun. Öyle çok büyük bi oda da değil hani. Bi balkon kadar yer yeter bana. Ses yalıtımı olsa mesela o oda da. Yüksek sesle müzik dinlemeyi severim. Bakarsın sessiz bi şekilde, rahatlatıcı bi fon müziğiyle roman okumaya girerim. Güzel bi sallanan koltukta lazım cam kenarına. Işık alan bi oda lazım bana. Her tarafı cam olsun mesela. Kalın perdeler takarım, ihtiyaç olduğunda onları çekerim ama genelde güneş girsin içeriye, aydınlık olsun odam. 

Yeniden Hayal Kurmaya Başlamak

Resim
Çok uzun zamandır, hiç hayal kurmadığımı farkettim. Oysa hayal kurmak, ekmek aş gibiymiş. İnsan nasıl yemeden, içmeden yaşayamıyorsa, hayalsiz hedefsizde yaşayamıyormuş. Ben hayata o kadar kaptırmışım ki kendimi, hayallerimden ve hayal kurmaktan vazgeçmişim. Çok uzun zamandır, kendime hiç vakit ayırmıyorum. Bir hobim yok mesela. Sıkılıp, bunalınca kendimi deşarj edeceğim bir aktivitem yok. Bom boş robot gibi yaşıyorum. Günler gelip gelip geçiyor, ömürden çalıyorum adeta.   Aslında hayallerden uzaklaşmam, sürekli mutluluğu yarınlara ertelememden kaynaklandı. Şimdi sırası  değil, ilerde, daha sonra derken tamamen unuttum ben yaşamayı, mutlu olmayı. Bu aslında birazda küçüklüğümden geliyor herhalde. Küçükkende eşyalarıma, en sevdiğim oyuncaklarıma kıyamaz, hep yarınlara saklardım.  Hiç unutmam, bi tane pastel boya hediye gelmişti kardeşimle bana. Kardeşim, o boyaları gelir gelmez kullanmaya başlamış, tadını çıkartmıştı. Ben o kadar çok sevmiştim ki, yiyesim geliyordu. Öyle h...

En Garip Bayram

Resim
    Koskoca Ramazan ayı bitti. 30 gün nasıl geldi nasıl geçti hayret doğrusu. Allah tekrarına kavuştursun inşallah. Herkesin ramazan bayramını kutlarım bu vesileyle. Normalde bayram gezmelerinden falan sıkılıp, bunalan bir insan olarak. Bu bayram, koronadan dolayı oldukça sakin, hatta bomboş geçiyor. Demek ki bu tip günler, hayata önem katıyormuş. Normalde benim bugün gezmekten yorulup, sokranmaya başlamam lazımdı. Halbu ki şuan bu kadar sakin geçmesinden dolayı, bi burukluk hissediyorum. Bu günün, diğer günlerden hiç bir farkı yok. Sıradan bir gün. 

Korona Günlerinde Maziye Bakış Durum Değerlendimesi

Resim
          Bakıyorumda iş hayatım konusunda, 5 yılda çokta bişey değişmemiş. Meslek olarak bir sürü farklı iş yaptım ama işsiz, boşta kalma konusunda çok bişey değişmemiş hayatımda. Yine şu yazım da ki gibi olmuşum. Her ne kadar yılımı dolduramadan yeni bir işe başlıyor olsamda, bu sefer benlik bişey yok. Tamamen Korona'nın suçu. Hem teoride işsizde sayılmam, ücretsiz izne çıkarıldım.  O dönemler işsizlik sadece benim sorunum gibi geliyordu bana ve kendimi çok suçluyordum. Çocuk doğacak, ben işsizim o çocuğa nasıl bakacam, ben niye işsizim diye kendi kendimi kahrediyordum. Oysa işsizlik dünyanın sorunuymuş. Sadece biraz sabretmek gerekiyormuş. Kendimi boş yere hırpalamışım.

Kedi Geri Döndü

Resim
      Kedi geri döndü. Bakıyorum da aradan tam 5 koca yıl geçmiş. Hayatımda bir sürü şey değişmiş. Anlatacak yazacak dünya kadar olay yaşanmış, birikmiş. Bu bloğu açtığımda kişisel olacağını, kendim için yazacağımı söylemiştim. Kararım o yöndeydi ama uyamadım bu dediğime. Bi süre yazmaya çalıştım sonra dikkatimi başka şeylere verdim ve en sonunda soğuyup bıraktım. Yanlış yapmışım, şuan ki tecrübemle yanlış yaptığımı farkediyorum. İşin aslı, tekrar yazmama sebep olan yine kedidedi'nin kendisi. Gezerken internette karşıma çıktı, ansızın. Nostalji yapmaya girdiğimde, yazdıklarıma baktım. Özellikle kişisel yazılarıma bakınca, o zamanlar yaşadıklarımı tekrar hissettim ve yazmanın gerçekten çok önemli olduğunu, insanın unuttuğu duyguları, hisleri yeniden yaşattığını farkettim. 

İşe Girişlerde Sağlık Raporu Karmaşası

Resim
Geçen yazımda, a101 de iş başlayacağım ı yazmıştım. Klasik prosedürler gereği, bir takım evrak toplamam gerekti. Sabıka kaydı, nüfus kayıt örneği, foroğraf, anlaşmalı bankadan hesap açtırmak, noter tasdikli diploma, sağlık raporu derken, deli dana gibi koşturmak bana düştü. Hemen hepsini topladım, buldum buluturdum ancak, sağlık raporu tam bir karmaşa oldu benim için. Brezilya dizilerini aratmayacak derecede, karmaşa var bu sağlık raporunda. Anlatayım efendim yaşadıklarımı. İlk önce devlet hastanesine gittim. Göğüs hastalıkları uzmanından alabileceğimi söylediler, sağlık raporunu. Girdim içeri, ''işe girmek için sağlık raporu alacağım'' dedim. Kendilerinin veremeyeceğini, aile hekimimden alabileceğimi söylediler. Vakit kaybetmeden aile hekimimin yanına gittim ve ''işe giriş için sağlık raporu almak istediğimi'' söyledim. Nerede çalışacağımı sordular ve bende A101 de başlayacağımı belirttim. (Yeni kanuna göre, sağlık raporunu ne maksatlı ve nerde kul...

Yeniden Çalışmaya Başlıyorum

Resim
Yaklaşık 2.5 aylık işsizliğin ardından, çalışmaya başlıycam. Daha önceki yazımda şuradan ulaşabilirsiniz. İşsiz kaldığımı ve petrol şirketinin birinden ahlaksız bir iş teklifi aldığımı yazmıştım. Bu başlıycağım iş nispeten daha iyi diyebilirirz. Daha öncede market tecrübem olmuştu, (perakende sektörü ne kadar da zor olsa ve insanı yıldırsada) askerden önce biraz çalışmıtım. Çok fazla bir beklentim olmasada, günümüz şartlarında iyi bir iş olacağını düşünüyorum. A101 hakkında pek fikrim yok. İnternet üzerinde pek olumlu yorumlar okumasamda, ''hayırlısı'' diyerek çıkıyorum yola. Zamanla tecrübelerimi aktarmayı düşünüyorum. Şu günlerde parasız kalmaktan çok daha iyi olacağını düşündüğüm içinde, başvuru yaptım ve mülakat sonrası bir kaç güne başlayabileceğimi söylediler. İş nedeniyle, belki biraz blog performansım düşebilir. Kusura bakmassınız artık. (Arayı uzatmamaya çalışırım :) ) Bana söylenen çalışma şartları: Asgari ücretin biraz üzerinde maaş. (primlere f...

Akşam Yatmaz Sabah Kalmaz

Resim
Uzun süredir ''akşam yatmaz, sabah kalkmaz'' modundayım. İşsizliğin verdiği sıkıntıdan olsa gerek, gece boyu oturur oldum. Üzerimde bir üşengeçlik ve isteksizlik. Bilgisayar başında monoton bir hayatla devam ediyorum yaşamıma. Geceleri oturmak, sanki daha zevkli geliyor artık. Gündüzleri daha bir sıkılıyorum. Zaman kavramını da, artık günün döngüsüne göre anlıyorum. Epeydir saate bakmıyorum. Planımda yok. Bazen, canım isterse bahçeyle uğraşıyorum. Kahvaltım, milletin akşam yemeği yediği saatte oluyor genelde. Gece camdan dışarı bakıp, yanan ışık göremeyince daha bir yanlız hissediyorum kendimi. Sanki bir ışık yansa, bana eşlik edecekmiş gibi geliyor. Bu aralar böyleyim işte. Hayatta neden sonuç ilişkisine giriyorum. Nedenlerle sonuçları kıyaslıyorum. Sonrada işin içinden çıkamayıp, boş veriyorum. Galiba bu aralar, bir çok şeyi boş veriyorum. İçimde, anlamını bilemediğim bir huzurluzluk, sürekli sıkıştırıyor göğüs kafesimi. Ben sıkılıyorum galiba. Ama hala um...

İş Var Biz Beğenmiyoruz

Resim
İki, üç aydır işsizim sevgili dostlar. Ülkemizin ve hatta dünyanın, başlıca sorunlarında biri olan işsizlik, benimde başımda. ''İşsizlik yok, iş beğendiremiyoruz'' deselerde, kocaman bir yalan olduğunu haykırıyorum buradan. Geçenlerde yaşadığım yerdeki petreollerden birinde, eleman arandığını duydum. İşsizliğin verdiği huzursuzluktan kurtulmak için, hemen babamıda yanıma alıp gittim. (İlçede herkes birbirini tanıdığı için, babamla gittim.) Petrol sahibi ile sözde, mülakata başladık. Konuşmaları aynen yazıyorum. Kısa bir selamlaşmadan sonra başladık mülakatımıza. +İş içinmi geldin. ( ilk soru, en can alıcısı oldu benim için. ) -Niyetim çalışmak, Allah nasip ederse. +Daha önce nerede çalıştın? -Kendi atolyemizde, ( sezon bittiği için iş arıyorum ) Falanca avmde dedim. Kısa bir hmmlamadan ve kasılmadan sonra. +Ne mezunusun? -Lise. +Hangi lise? ( Tıp öğrencisiyim, rahat battı doktorluğu bıraktım pompacı olacağım. ) -Açık öğretim lisesi. +Askerliğini yap...